gototopgototop
Pazar, Eylül 05, 2010
   
Yazı Boyu

Site İçi Arama Motoru

Numan Kurtulmuş'tan Milli Görüş'ün 3'üncü Şahlanışı

11-07-2010-Kurtulmus-tan_Milli-gorusun-3.-sahlanisi
Olağanüstü Büyük Kongresi Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu'nda büyük bir coşku ve heyecan içinde gerçekleştiriliyor. On binlerce Milli Görüş neferinin katıldığı kongrede genel başkanlık seçiminin yanı sıra GİK ve YDK üyelikleri seçimleri yapılacak. (11.07.2010-14.28)

Saadet Partisi’nin ‘Kongreden İktidara’ kongresinde on binlerce Milli Görüş mensubu bir araya geldi…

Numan Kurtulmuş’tan Milli Görüş’ün 3’üncü Şahlanışı

Saadet Partisi’nin Olağanüstü Büyük Kongresi Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda büyük bir coşku ve heyecan içinde gerçekleştirildi. On binlerce Milli Görüş neferinin katıldığı kongrede genel başkanlık seçiminin yanı sıra Genel İdare Kurulu (GİK), Yüksek Disiplin Kurulu (YDK) üyelikleri seçimleri yapıldı. Büyük kongrede ayrıca tüzük ve program değişikliğine de gidildi.

KONGREYE ÖZEL MARŞ

Kongre dolayısıyla, Saadet Partisi Genel Merkezi tarafından ‘Saadet'in tam zamanı’ adıyla bir de marş bestelendi. Marşın bazı sözleri şöyle: “Özgürlük ve adalet vazgeçilmez olacak, Özü doğru sözü doğru, Saadet Partisiyle, millete iktidar yolu. Hakça paylaşılacak, zenginlik artacak, Saadet Partisiyle, millete iktidar yolu. Tam zamanı, tam zamanı Saadet'in tam zamanı”

Üçüncü şahlanışın başlangıcı

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, büyük bir coşku ve heyecan ile kürsüye geldi. Kongrenin bayrak yarışının devamı olduğunu söyleyen Kurtulmuş, “26 Ekim 2008 yılında yaptığımız kongresinde bana verilen bu bayrağı hep beraber büyük bir gayretle büyük bir azimle kullanıyoruz. Bu bayrağı en yukarıya kaldırıp, bizden sonraki nesillere devretmektir. 26 Ekim 2008 bir ‘atılım ve açılım’ kongresiydi. Bu ise milli görüşün üçüncü büyük şahlanışının kongresidir. ‘Kongreden iktidara’ yürüyüşün başlangıcıdır. Salonda gelirken de ve içinde de iktidara hazır olduğunu görüyoruz. Ellerinizi sağlık yüreğinize sağlık”dedi.

Ayhan’a geçmiş olsun mesajı

Kurtulmuş, konuşmasının başlangıcında geçtiğimiz aylarda hastalanarak tedavi altında olan Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Cevat Ayhan’a da geçmiş olsun dileklerini iletti. Kurtulmuş, “Ağır hasta olarak yatmakta olan değerli ağabeyimiz Cehat Ayhan Bey’e acil şifalar diliyoruz. Keşke kendisi de bu gün burada aramızda olsa. Bu coşkuya katılabilseydi” dedi.

Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, konuşmasının en büyük bölümüne iki medeniyet arasındaki farkları sıralayarak başlardı. Kurtulmuş, bu topraklarda 150 yıldan beridir fikri bir mücadelenin devam ettiğini söyleyerek, “Biz bu topraklarda neresinden bakarsanız bakın son 150 yıldır büyük bir fikri siyaset veriyoruz. Mehmet Akif Ersoy’dan, Saidi-i Nursi’ye Sezai Karakoç’tan, Eşref Edip’e ve Kemal Tahir’e kadar. Bu şahısların ana iddiası aziz milletimizin asla yenilmediği bizim medeniyetimizi yeniden güçlü bir şekilde ayağa kalkacağıdır. Bu fikri siyasi gelenek 1969 yılında Erbakan hocamızla siyasi olarak gerçekleşmiştir. Türkiye’ye fevkalade büyük hizmetler yapılmıştır. Maddi ve manevi kalkınmanın öncülüğü yapılmıştır. Milli Görüş geleneği bu milletin özü tarihi aslı ve medeniyetinin aslıdır. Bu çerçevede bizim üzerimize düşende siyasi alanda da savunmak, değerlendirmek ve ileriye taşımaktır. Bu millet bu düşüncenin hamuru ile Çanakkale’de Kraliçe’nin yenilmez armadalarını karşısına dikildi. Bu millet emperyalizmin kuklası ülkeler karşı bağımsızlık savaşı verdi. Bu millet, gün geldi Aslan Yürekli Rişard’ın ordusuna karşı Selahattin Eyyubü ile bu millet bazen Kılıçarslan, bazen Çağlayan’da, Gazze’nin işgaline karşı milletin büyük azmi ile ortaya çıktı. Bütün dünyaya insanlık suçu işleyenlere karşı insanlığı talep eti. Bu millet olarak gün geldi. Ezilenlerin yanında, tekel işçilerinin yanında, fukaranın yanında, insanlığın sesini çıkardık. Biz bunu 1071’den beri sürdürüyoruz. Bir Cuma sabahı beyaz atının üstünde beyaz sakallı beyaz saçlı bir adam bu toprakları esenlik yurdu yapacak ilk adımın attı. Ve biz bu topraklarda o günden bu güne yana hakkın, hukukun adaletin ve insanlığın sesi olarak bulunuyoruz. Gün geldi madden yenildik. İki medeniyet arasında bir mücadele bu topraklarda başladı. Bir düşünce bir medeniyet bir siyaseti savunan medeniyet. Evet yeri geldi geri çekildik, savaşlarda da yenildik. Ama asla ve asla bu topraklarda hiçbir şekilde manen yenilmedik ve kıyamete kadar yenilmeyeceğiz. Çünkü hak ile batılın zulüm ile adaletin savaşı kıyamete kadar sürecek. Bizde hiçbir gerekçe ile zulmün yanında olmayacağız. Onun için bu topraklarda verdiğimiz bu mücadelenin sadece bu dünya ile sınırlı olduğuna inanmıyoruz. Bu dava, bu şuur bu medeniyet anlayışı kıyamete kadar sürecek. Bazen 1950’de sandıklarda oy atarak ‘yeter artık söz milletin’ diyerek, bazen farklı alanlarda millet halk, adalet, hukuk anlayışını sürdürdü” şeklinde konuştu.

Tankların sesi sinek vızıltısı kadar oldu

“Bu topraklarda 1970’den yana doğal mecrasında bu dava bu ülke medeniyeti anlayışı sürüyor” diyen Saadet Lideri Kurtulmuş,  mücadelelerinin maruf adına verilen bir insanlık mücadelesi olduğunu söyledi. Kurtulmuş, “Bu ses bu topraklarda hiç kesilmedi. Birileri tankları ile postalları ile çıktılar bu sesi yok edeceklerini zan ettiler. Onların sesi sadece bir sinek vızıltısından ibarettir. Bizim kadim sesimiz ise gün gelir, 11yaşında kurban edilen Ceylan Önkol’un sesine karışır. Gün gelir üniversite sınavına hazırlanırken öldürülen Serap’ın hıçkırıklarına karışır. Gün gelir bütün rızkını bu davaya harcayan Bekir Amca’nın rızkına karışır. Gün gelir bu gün sokakta bir çocuğu nasıl kurtarırım diyen Adnan Demirtürk’ün sesleri içerisinde olur. Gün gelir elektrik direğinin başında partimizin bayrağını asarken ölen kardeşlerimizin aziz hatırasında olur. Gün gelir bizim sesimiz bir bahar günü sabah namazı vaktinde Akdeniz’in o ılık sularında şehit edilen Furkan Doğan’ın Kelime-i Şahatedleri’ne karışır. Bizim sesimiz gün gelir Kızılay Meydanı’nda ekmek savaşı veren tekel işçilerinin sloganlarına karışır. Üniversite kapılarında kovulan başörtülü kızımızın avuntularına karışır. Gün gelir 12 Eylül cuntacılarının yaşını büyüterek idam ettikleri Erdal’ın sesine karışır. Bütün mazlumların sesinde, duasında yakarışında sizin sesiniz vardır. Bu davanın bu milletin sesi vardır. Bu siyaset, bu şahlanış hiç birimizin sesi değil, 75 milyon insanın 1, 5 milyar Müslüman’ın davasıdır. Hiç birimiz bu dava ve tarihin akışı içerisinde kerameti kendimizden menkul bilmeyeceğiz. Hiçbir kimse vazgeçilmez değildir. Hepimizin gücü, şerefi bu davanın mensubiyetinde ve aidiyetindedir. Herkes bilmelidir ki, bu mana için siyaset yapan herkes kendisi şeref buluyor, icazet alıyor” açıklamasında bulundu.

Değişmeden yenilenmeliyiz

Bu kongre ile  birlikte yeni bir döneme gerildiğini de belirten Kurtulmuş, yeni bir siyaset üslubu ile değişmeden yenileşmeyi yapmaları gerektiğini kaydetti. Kurtulmuş, “Yeni bir siyaset üslubu biz değişmeden yenileşmeyi yapmak zorundayız. Değişmeden yenileşmeyi başarmak zorundayız. Biz anlatmaya çalıştığımız, manaya bağlı kalarak, değişmeliyiz. Herkes kendi dönemi şartları içerisinde kendi üslubu ile bu günün şartları içerisinde bu manayı toplumumuzla paylaşacaktır. Bir buçuk asırdır bu topraklarda iki düşünce karşı karşıyadır. Biri öz ve öz bu milletin düşüncesidir. Diğeri ise halka tepeden bakan, halkın eğitilmesi gereken bir toplum olarak gören bir zümredir, zadegandır. Halkın teveccüh ettiği partileri kapatırlar. Sırf millet seviyor diye başbakanları asarlar. Milletin hayrı için çalışanları, irticacı diye damgalayarak saf dışı bırakmaya çalışırlar. 28 Şubat’ta beline kadar sakallı adamlar vardı. Bir ramazan boyunca yeşil gözlü bir bayanı kullandılar. Bu tertipleri yapanlar nerede. Refahyol hükümetini kenara koyanlar nerede. Yargı brifingleri verenler, tankları yürütenler nerede? O ezmeye çalışılan ruh burada. Menderesin ruhu, Erbakan’ın ruhu, Sultan Fatih’in, Alparslan’ın, Kılıçarslan’ın ruhu burada. Ama bu süreçleri yapanlar diyorlar ki, keşke biz bunu yapmasaydık diyorlar” dedi.

Darbeciler ülkedeki yabanlardır

“Bunların değerleri algıları dışarıdadır. Oradan aldıkları ilhamlarla siyasete müdahale ederler. Bazen üniformalı, bazen iktisat baronlarıdır. Bazen zadeganlardır” diyen Kurtulmuş, hepsinin ortak tarafının ise bu toprakların insanları ile gönül bağlarının olmaması olarak açıkladı. Kurtulmuş, “Hepsinin ortak tarafı bu toprakların insanlarının geleceği ile gönül bağları yoktur. Kalpleri hep New York’ta atar. Ağrı, Erciyes dağlarında işi olmaz. Fırat’tan, Dicle’den su içmezler. Bunlar ne Çukurova’yı tanır, ne Harran’ı tanırlar. Bu ülkeye yabancı değil, bu ülkedeki yabanlardır. Bunlar korkularının imana dönüştürmüş, olan bir avuç azınlıktır. Millete karşı olan milliyetçilerdir. Halka rağmen iktidar olurlar ama hep halkı adam etmeye çalışırlar” şeklinde eleştiri de bulundu.

Güdülecek bir davamız görülecek bir hesabımız var

Kurtulmuş, Saadet Partisi’nin iktidarında herkesin refahında, özgürlüğünden başka hiçbir ön yargılarının bulunmadığını söyleyerek, “Saadet Partisi yerli, bu toprakların özü medeniyeti inancıdır. Toplumda yaratılan servet toplumun tamamınındır. Ancak biz kamu siyasetini devleti asla birikim aracı olarak kullanmayacağız. Asla müsaade etmeyeceğiz. Çünkü devlet malı ile kamu malı arasındaki farkı biliriz. ‘Devletin malı deniz yemeyen başka bir şey’. Bu ne demek. Kamu zenginleşme aracı. Devlete kim bal tutarsa parmağını yalasın. Bunu neyin pahasına yoksullaşmanın adına yaparlar. Kamu kaynaklarını kullanarak zenginleşmesini asla kabul etmeyiz. Yani Harun gibi gelip Karun gibi gitmeye asla müsaade etmeyiz. Siyasetimizin bir başka özelliği ise zalimlerden başka kimseye karşı gelmeyiz. Hiçbir kimseye şahsından dolayı kin gütmeyiz. Düşmanlığımız zalimlere karşıdır. Zalimler önünde eğilmeyiz, reel politik diye zalimlerin emrine girmeyiz. Zulmün her çeşidinin karşısına geçeriz. Şimdi bunu dilimizle söylüyoruz. Bütün zalimlerine karşı en güçlü sözü söylüyoruz. Hırsızın, zalimin, mazlumun ve masumun kimliği sorulmaz. Bizim davamız kuru cihangirlik davası değil, şahıs davası değildir. Aramızdan birileri vekil olsun davası değil, yeryüzünde hakkı ve adaleti tesis etmektir. Güdülecek bir davamız görülecek bir hesabımız var” dedi.

Saadet güvenilir liman olacak

Bu kongrenin üçüncü büyük şahlanış olduğunu da kaydeden Kurtulmuş, iki yıl önce yaptıkları atılım ve açılım kongresinden sonra Saadet Partisi’nin büyük bir ivme ile büyüdüğünü söyledi. Kurtulmuş,  “Geçtiğimiz iki yıl içerisinde bir atılım ve açılım yaptık. Partimizin etrafında ciddi bir umut ve ışık ortaya çıkmıştır. Bu dönemde yeni üsluba dikkat ettik. Kavgacı olmayan çatışmacı olmayan bir siyaset tarzını izledik. Anayasa görüşmesi bile anayasa görüşmemesi oturumu oldu. Ne hatırlıyorsunuz tekmeler, kavgalar, küfürler, yumruklar. Partiler sen bana gelirsin, ben sana gitmem tartışması bir ay sürdü. Gördüğünüz gibi çömelerek mi oturacaksın, ayakta mı duracaksın. Ama Saadet Partisi olarak doğru bildiklerimizi söyledik. Doğru bildiklerimizde kim doğru söylüyorsa ona destek verdik. Açılım, anayasa, konusunda en baştan beri söyledik. Bütün siyasi partilerin üslupları bir tarafa Saadet Partisi’ninki bir tarafa. Yol gösterici, toplayıcı bir yol izliyoruz. Bu kongre ile birlikte, bu milletin beklediği güvenilir liman Saadet Partisi olacaktır” diye konuştu.

Açılım konusunda Saadet’in sözü var

Demokratik açılım konusunda iktidar başta olmak üzere diğer siyasi partilerinin hiç birinin tek bir söz ve eylem ortaya koyamadığını eleştiren Kurtulmuş, kendilerinin bu konuda iktidara bir dosya sunduklarını da hatırlattı. Kurtulmuş, “Açılım konusunda Ak Parti’nin yol haritasını bilen var mı, CHP ve MHP niçin karşı çıktığını ve yerine ne teklif ettiğini bilen biri var mı? Kapatılan DTP’de İmralı’daki hükümlünün odasının boyutlarıyla süreci tıkadı. Be mübarek sen milyonlarca kürdün hakkını savunacakken, bir hükümlünün hakkını savunuyorsun! Bütün dünya şahittir ki ne istediğini bilen, iktidarda olsa nasıl yapacağını açıkça ilan eden tek parti Saadet Partisi’dir” dedi.

İktidar bizi dinleseydi mahkeme iptal etmezdi

Geçen süre zarfında izledikleri siyasi politikalar ile ülke ve dünya gündeminde yer edindiklerini de ifade eden Kurtulmuş, “Asla fanusların içerisinde, fildişi kulelerde siyaset yapmadık. Bütün meselelerde siyaset izledik. Mayın tasarısı, Doğu Türkistan, Gazze ile ilgili mitinglerimiz ve en son Mavi Marmara ile ilgili mitinglerimiz bütün Türkiye’nin ortak sesi oldu. Bütün partiler tarafından dikkatle izlenen bir parti haline geldi. Ne kadar haklı olduğumuza bir örnek vereyim. Anayasa oylamalarında hükümet bize müracaat ettiği zaman en son kendilerine oy pusulası teslim ettik. Bütün maddeleri tek tek oylatalım dedik. Eğer bunu yapabilseydik. Türkiye bu gün Anayasa Mahkemesi ile ilgili krizler yaşanmayacak. Referandum çok demokratik şekilde olacaktı. Türkiye’nin ihtiyacı sadece bir rötüş anayasası değildir. Türkiye’nin ihtiyacı bu anayasa top yekün değiştirmek, dönüp millete ‘buyurun kendi anayasanızı siz yapın’ demektir. Türkiye en kısa zamanda Saadet Partisi’nin bu teklifine gelecek. Yeni çağdaş, demokratik bir anayasa yapılacaktır” şeklinde konuştu.

Milletin egemenliği yok

Kurtulmuş, ülkede yapılan siyasi, askeri ve ekonomik darbeler ile halkın yönetimden uzaklaştırıldığını da ifade ederek, “Türkiye’deki siyasi sistem adı demokrasi olsa da. Esası ve gerçeği bürokratik oligarşi olan sistemdir. 1961 Anayasası ile birlikte senatosu, hukuk sistemi millet egemenliğinin dışına çıkarıldı. 1982 Anayasası ile devletin bazı karar mekanizmaları milletin iradesinin dışına çıkarıldı. Örneğin YÖK. 28 Şubat’ta yargı brifingleri ile oluşturulan yargı oligarşisidir. Sonuncusu ise IMF ile girilen ekonomik vesayettir. Bu sistem içerisinde millet egemenliği yoktur, millet dediğiniz şey sadece oy veren bir mekanizmadır. MGK, HSYK, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, RTÜK, YÖK, Merkez Bankası, üst kurullar dahil olmak üzere millet egemenliği yoktur. Öyle bir millet egemenliği ki bu, güvenlik, askeri, yargı, ekonomi, eğitim kararlarına karışmaz. Millet sadece bayındırlık ve iskan faaliyetlerine karışır” diyerek eleştirdi.

AK Parti’ye Özal Hatırlatması

Kılıçdaroğlu’nun önümüzdeki günlerde TBMM’ye getirmeyi düşündüğü seçim barajlarının düşürülmesine ilişkin de konuşan Kurtulmuş, Ak Parti’nin demokratikleşme konusunda samimiyetlerinin ortaya çıkacağını söyledi. Kurtulmuş, “Demokratikleşme deki en önemli sınav seçim barajı olacak. Bir gün seçim barajları AKP için tutulacak bir ip olacak. Niye bu barajlar vardır. Özal seçim barajlarını savunmuş, büyük oylar ile parlamentoda tutulmuş, ama sonra ne oldu, şimdi partileri kapatıldı. Kılıçdaroğlu teklif etmiş, Ak Parti bunu kabul etmezse bizim için yüzde 7 değil, istiyorsanız yüzde 17’e çıkarın Saadet Partisi için hiçbir mana ifade etmez. Bizim farkımız da buradadır. Sağda olsunlar, solda olsunlar, sahada hangi oyunun oynadığı ile ilgilenmezler. Şurada sırasını beklerler. Aman bize de sıra düşer mi diye sıralarını beklerler. Bizde bu oyuna bütünüyle karşıyız, senaryoya karşıyız. Bu sahnede bu milletin oyununu oynayacağız” dedi.

Mecburi istikamet Saadet Partisi’dir

Uygulanan ekonomik politikalara da eleştiriler getiren Kurtulmuş, halkın uzun yıllardır çok zor şartlar altında geçimlerini sağladıklarını söyledi. Kurtulmşu, “İktisadi ve siyasi elitler, vergi almaları gereken zadeganlardan vergi almazlar gariplerden alırlar. Kazanandan değil, tüketenden vergi alırlar. İşsizden de, holding patronundan da aynı vergiyi alır. Bütçe açığı ekonomik değil, demokrasi açığıdır onun sonucudur. Sadece bu yıl için söylüyorum. 56. milyar TL 16 bin aileye ödenecek. 72 milyona ise sadece bunun yüzde 8 olarak ödenecek. Dışarıdan borç alırlar. Buna da cari açık derler. Türkiye buraya bir günde değil sistematik bir şekilde gemleştir. Derviş restorasyonun sonucu bu noktaya geldi. Ak Parti iktidarı da aynı yolu izledi. Seküler liberaller gitti, muhafazakar liberaller geldi. Son on yılda 2,5 milyon çiftçi işini bıraktı. Mülkiyet yapısı ciddi şekilde değişti. Bu modelden çıkış yoktur. Niçin yoktur model yanlıştır da onun için yoktur. Vergi almamız gereken zadeganlardan vergileri alacağız onlara faiz borcu ödemeyeceğiz. Bunu bizden başka kimse söyleyemez. Paylaşmayı, dayanışmayı, fukaralığı esas almayan bir model, dilenciliğe, borçlanmaya mahkumdur. Tek alternatif Saadet Partisi’dir demiyoruz. Mecburi istikamet saadet partisidir diyoruz” dedi.

Kurtulmuş, konuşmasında eğitim politikalarındaki yanlışlıklarına da değindi. Kurtulmuş, “Ülkenin en büyük sorunlarından biri de eğitimdir. Anayasaya göre eğitim paralı değildir. Ama ilkokuldan itibaren dershane kapılarındadır. Üniversite öğrencilerimiz sadece yüzde 10 yurt imkanı vardı. Bir zamanlar bu topraklarda sakat leylekler için yuvalar kuran medeniyetiz. Gözümüzün nuru çocuklarımız için yurtlar bile kuramıyoruz. Türkiye insanca kaliteli bir şekilde üretecek bir sisteme muhtaçtır” dedi.

Millet size tankların hesabını sorun diye oy verdi

“Türkiye’de vergiyi bulduğumuzdan değil vermesi gerekenden yasal düzenleme yaparak alacağız” diyen Kurtulmşu, dolaylı vergiyi kaldırıp alınması gereken vergiyi koyacaklarını söyledi. Asgari ücreti 850 TL’nin üstünde olacağını söyleyen Kurtulmuş, asgari ücretlileri vergi denetiminin dışında tutacaklarını da kaydetti. Kurtulmuş, “Ak Parti sekiz yıllık sürede hepimizin alın terini 16 bin aileye vermiş, bütün millete ise sadece yüzde 8’ini vermiş. Ak Parti ‘mış’ gibi yaparak fakirin derdini çözüyor. Aman ha diyor CHP-MHP koalisyonu gelmesin’ diyor. Bu millet 1961 de asılan başbakanın intikamını almak için yüzde 47 oy verdi. 28 Şubat’taki yürütülen tankların intikamını almak için verdi. Yüzde 47, yüzde 87 mi yapacak. Hangi makamı dediniz de alamadınız. Türkiye’de bu kadar büyük siyasal gücü alan neredeyse başka iktidar olmadı. Zedegana rahat dağıtıyorsunuz da, millete veremiyorsunuz” dedi.

İktidar mental yorgunluğuna uğramıştır

Kılıçdaroğlu’nun ‘CHP milletin avukatıdır’ dediğinde sevindiklerini söyleyen Kurtulmuş, Kılıçdaroğlu’na seslenerek, milletin avukatlığının Anayasa Mahkemesi’ndeki başvurunun geri çekilmesi ile ortaya çıkabileceğini söyledi. Kurtulmuş, “Siz hiç IMF’nin istediği yasaları çıkartan AK Parti için gidip anayasa mahkemesine başvuruda bulundunuz mu? 3 Kasım’da 27 Temmuz’da hangi gerekçe ile oy vermiş olularsa olsunlar. İktidar artık metal yorgunluğuna uğramıştır. Enerjisi kalmamıştır. Yol haritasını kaybetmiştir. Değişimin ve dönüşümün yegane adresi Saadet Partisi’dir. Herkes için özgürlük ve refah talep edenlerin adresi burasıdır. Sakın ha sizi CHP ve MHP koalisyonu ile korkutmasınlar! Size teminat verelim ki bu halleriyle devam etsinler bu millet sittin sene CHP ve MHP’yi iktidar etmezler.  AKP soğuk savaş siyasetini kullanmaya çalışıyor. Gelin Saadet Partisi’ni güçlendirelim, millete iktidar yolunu açalım. Bu kongre senaryoyu karşı olanlara çağrıdır. Herkese açık bir davettir. Gelin kendi iktidarınız kendi yolunuzu çizin” diyerek konuşmasını sonlandırdı.

ESENGÜN: TOPARLANMANIN KONGRESİNİ YAPIYORUZ

Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Lütfü Esengün kongrede açılış konuşması yaptı. Esengün, Saadet Partimizin 4’üncü büyük kongremizin ülkemize milletimize hayırlı olması temennisiyle sözlerine başlayarak, “Saadet Partimizin büyük kongresini yapıyoruz. Hayırlı olsun. Siyasetin merkezi Saadet Partisi’dir Toparlanmanın, birlik olmanın yeridir. Kardeşliğin adresi Milli Görüş’tür. Bu heyecan dalga dalga Anadolu’ya yayılacak. Bir kutlu yürüyüş başlayacak. Bu yürüyüş huzurun ve refahın barış ve kardeşliğin yürüyüşüdür. Milletimiz bizi bekliyoruz. Sorumluluğumuzun ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Bunun için çok daha fazla çalışmamız gerektiğini de biliyoruz” dedi.




Benzer haber ve yazılar:



Genç Saadet Fan Sayfası

sp_genel_merkez_baglantisi

Bir Söz...

Raporlar...
Yazılar...

Duyurular

  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
  • 6
  • 7
  • 8

Genç Saadet Albümlerinden...

Üye Girişi

Çevrimiçi Bilgi

mod_vvisit_counterBugün tekil211
mod_vvisit_counterDün tekil590
mod_vvisit_counterHepsi196937

Şu an sitemizde 45 ziyaretçi vardır.
İP Adresiniz: 38.107.191.84
,
http://www.gencsaadet.org.tr

Login Form